Daldan Dala Yeşil İstanbul

Maviden çok yeşili, denizden çok ormanı severim ben. Çimenlerin serinliğine dokunurken, ormanın sesini, sessizliğini dinlerken daha bir huzur dolar içim. Yaz gelince de hafta sonu ağacı bol yeşili, gölgesi çok olan yerlerde dolaşmak hem bana iyi geliyor hem de çocukları doğa ile tanıştırmak için güzel bir fırsat oluyor.  Geçtiğimiz haftalarda Belgrat ormanda bizim için normal , çocuklar için uzun mu uzun bir yürüyüş yaptık. Oğlum 4. km. de pes edince soluğu annesinin kucağında aldı. Böylece bendeniz son 2 kilometreyi kah kucağımda kah sırtımda 3 yaşında bir oğlanla tamamladım. Kızım sızlana sızlana hatta isyan edip ” Şurdan şuraya kıpırdamam artık”  diye söylense de 6 km.’lik parkuru tamamladı.  Çocukları doğa ile tanıştırmak ve keyifli bir hafta sonu geçirmek için Belgrat Ormanı güzel bir seçenek bence. Özellikle benim tercihim Mart ve Nisan ayları. İnsan kalabalığı daha az, orman daha sessiz. Yağmurlu havada da bir başka güzel.

20130608_112554Doğa gezileri için bir diğer seçenek de Beykoz Korusu. Sabah erkenden uyanıp kahvaltınızı, yüzyıllık ağaçların, daldan dala zıplayan sincapların arasında yapabilirsiniz. Evden malzeme taşıyamam derseniz, belediye sosyal tesilerinde kışın açık büfe kahvaltı,  yazın kahvaltı tabağı mevcut. Ayrıca kahvaltısını doğadan ayrılmadan yapmak isteyenler için korunun hemen girişinde semaver eşliğinde kahvaltınızı yapabileceğiniz kafe de mevcut. Biz çocuklarla kahavaltı yaptıktan sonra korunun içinde sincap arayışına giriyoruz. Onları ağaçlarda izlemek, ilk önce kim görecek yarışına girmek çocuklar için heyecan verici. Aağaçları yapraklarından, gövdelerinden tanımaya çalışmak da ayrı… Yeşilden sıyrılıp maviye dalmak isteyenler için de Beykoz sahili biraz abartılı olsa da bir adım uzaklıkta diyebilceğim kadar yakın. Boğazdan geçen gemileri izlemek, martılara simit atmak, balıkçıların olta atışlarını izlemek… hepsi çocuklar için farklı birer deneyim.

20130608_150532Arabası olanlar için sahilden devam edince karşınıza Anadolu Kavağı çıkıyor  ya da doğrudan Şehir Hatları vapurunu tercih edip Anadolu kavağında inebilirsiniz. Kıyıdaki balık restoranları, incik-bocuk satan dükkanlarıyla, daracık sokaklarıyla, turistleriyle bir sahil kasabası. Çeşitli balık seçenekleri ve fiyat alternatifleriyle peşinizden koşturan, yaptıkları işe ne dendiğini bilmediğim ama iletişim konusunda çok yetenekli olduklarını gördüğüm restoran çalışanları sarıyor çevrenizi bir anda. Yemek yemeğe niyetliyseniz bütün seçenekleri değerlendirmek iyi bir fikir bence. Yurdum insanın oldum olası iletişimi kuvvetli olmuştur da şahit olduğum konuşma beni çok eğlendirdi. Bir bankta soluklanalım derken bir de baktık ki yan tarafta bir anne kedi ve iki yavrusu. Nasıl sıcak bir görüntü anlatamam. Yavrular birbirilerinin üzerine yatmış, biri uyuyor, bir emmeye çalışıyor, anne de yarı uyanık serilmiş güneşin altına.  Ağacın dibinde bir kolide de  üçüncü kardeşin sevimli sevimli uyuduğu gözüme çarpıyor. Tabi biz öyle dikkatli, bakıp kendimizce sevimli sevimli hareketler yapınca karşımızda duran turist bayanın da dikkatini çekmişiz. Haliyle meraklandı tabi. Koliye yaklaştı. Göremedi. Sola geçti. Göremedi. Sağa geçti. Göremedi. İçimden ne merakmış demeden edemedim. İlk başta turist olduğunu anlamadım. Her haliyle bizden biriydi. Ne sarışındı ne mavi gözlü, ne de sırık gibi boyu vardı. Hatta merakıyla fazlasıyla bizdendi. Ama her işin olduğu gibi insanları da tanımanın ustaları var. Yan taraftaki restoranın mesleklerini tanımlayamadığım çalışanı hemen olayı çözdü.

-“Bunlar triii!” dedi garson

Kadın:

Ooooo!. Hmmm dedi.

Kadın:

Hav! dedi duyduğum kadarıyla parmaklarıyla bir, iki, üç sayılarını göstererek.( how many= kaç tane diyecekti herhalde kısaca söyleyiverdi)

Aam Garson  Abimiz çoktan anlamıştı zaten. Eminim kadının koliye doğru yönelirken adımlarından analmıştır sırasıyla soracağı soruları.

Van! aylık  (one=1) dedi parmaklarıyla biri göstererek. Bunlar fordu (four=4)  dedi. 

Kadın tekrar koliye bakma gereği duymuş olacak ki arkasını döndü ama garson abimiz devam etti.

-Bunlar hasta oldular, veteriner çağırdık ama olmadı.

Bir parmağını bıçak misali boynuna götürüp beden diliyle ölmeyi anlatırken:

-Biri paket oldu, napcan….dedi kadere boyun eğermişçesine boynunu  bükerek.

Öyle dalmışım ki bu ilginç iletişime kızımın:

“Anne  kedi nasıl paket nasıl olmuş? sorusuyla kendime geldim. Gel de anlat paket olmak ne demek argo lugatına bu kadar cahilken. Elbette sağolsun garson abimiz pek bi güzel anlattı ama ben de gene kızıma dosdoğru “Kedi hasta olduğu için ölmüş” demeyi tercih ettim.

Turist bayan anlamıştı. Hatta öyle iyi anlamıştı ki gitti kocasına anlattı kedilerin başına gelenleri bir bir.

 “Üç ingilizce sayı  ile neler anlatabilirsiniz” hayat dersini verdi garson abimiz. Ben bunları anlatmaya kalksam her kelimeyi ingilizce söyleyeceğim, gramere dikkat edeceğim diye … off yani. “:))

20130608_13520720130608_14103220130608_151748Şimdi bu kadar turistin Anadolu Kavağında ne işi var derseniz, evet ilk başta insan şaşırıyor ama Yoros Kalesini ziyarete geldiklerini anlayınca, siz de merklanmadan edemiyorsunuz. Eee haliyle ta buralara kadar gelmişken görmeden gitmek olmaz. Yoros Kalesi Boğazı çok yüksekten ve çok geniş bir bakış açısıyla görüyor. Rüzgarıyla sersemletse de boğazı manzarası çok güzel. Eskiden otların üzerine serilip yanınızda getirdiğiniz nevalenizle pek bi hoşken şimdilerde başlayan arkeolojik çalışmalarla pek tadı kalmamış Yoros Kalesi’nin. Öyle geniş geniş yayılmak yok . Dar bir alanda sırayla fotoğraf çekilme yarışına giriyorsunuz. Sonra da bizim yaptığımız gibi kale duvaının üzerine oturup, yol üzerinden aldığınız irice leziz mi leziz kiraz yiyebilirsizniz. Belki oraya gitmeden önce buraya turistlerin neden ziyaret ettiğini öğrenmek isteyenler için Yoros Kalesi hakkında bilgi edinmek faydalı olabilir. Aynı yönde  Hz. Yuşa Tepesi de var. Orayı da başka bir gün ziyaret etmek niyetiyle çıktık geri dönüş yoluna.  Orman yolu boyunca meyve, sebze, köy ürünleri satan 3-4 tane  yer var. Bir tanesinde oturup asma çardakta ayran eşiliğinde gözlemelerimizi yerken, bir kere daha ben yeşilin beni dinlendirdiğnin farkına vardım. Böylece bir günde 3 yeşil mekan gezerek kısa bir şehir içinde doğa turu yapmış olduk.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Reklamlar

Bu yazıya yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s