Bir Kardeş Kıskançlığı Hikayesi

Nasıl bir şeydir bu kardeşlik! İnsan şaşırıp kalıyor. Hani sana bunu bir arkadaşın yapsa tek kalemde silecek, belki ömrü-hayatın boyunca onu affetmeyecek, görmek istemeyeceksin.

Lakin kardeş olunca öyle mi?

Öyle değilmiş demek ki, geçen akşam eve geldiğimde bir kaydırak sırası uğruna kavga etmiş çocuklar buldum karşımda. Hani dedemiz anlatmasa onu da anlamayacaktım ya… Evde, tam anlamıyla, asayiş berkemal, her şey güllük gülistanlık görünüyordu. Her zamanki tartışmalarındandır diye düşünmekle ne denli hata yaptığımı kızımın gövdesindeki tırmıkları ve morlukları görünce anladım.  Yahu bu üç yaşındaki yavruya ne oldu da böyle bir küçük bir aslana dönüştü? Tamam bu aralar bitmek bilmeyen enerjisi, hafif delikanlı edalarında zirve yaptı, benim sinirleri de yerinden oynatıyor ama kendi kendine yüksek sesle ağlama nöbetlerinden, olmadı sandalyeyi yere devirmelerden öteye gitmiyordu. Herhalde yaşamadığı 2 yaş sendromunu faiziyle birlikte çıkartıyor diye düşünüyorum. Ben, bir anne olarak başa, çıkamıyorum. Nasıl ki babamız, her türlü açıklanacak ilmi olayda” Annenize sorun” diyorsa ben de her türlü anlaşmazlık ve asayiş durumunu da babamıza havale ediyorum. Baba otoritesi bir başka oluyor canım!

Neyse, ben narin kızımı o halde görünce pek üzüldüm. Hem kardeşlerin böyle kavga etmesine, hem de oğlumun hırçın davranışınlarının affedilir tarafı kalmayışına. Elbette bir açıklama gerekiyordu bu küçük aslandan. Kendi dilinde hararetli hararetli bir anlattı bir anlattı ki duyan “kesinlikle haklı” derdi.  Anne nasihatimi vermeyi ihmal etmedim ama baktım ki aralarında pek güzel bir muhabbet başlamış zaten. Öyle ki birbirlerini pek  bi düşünür, haklarını gözetir olmuşlar.

” Anne, bir tane mısır kaldı ya sabaha, biz onu ortadan ikiye bölüp de yeriz. Taylan da ister, şimdi.”

” Anne bi de abbba bi çi vee!  ( Çevirisi, “Anne ablaya da bir çikolata ver” oluyor!)

Kız ve erkek çocukları arasındaki farklardan biri de anneyi kıskandıklarını ifade etme şekli olsa gerek. Oğlum, fazla abartmayayım ama doğduğundan beri anneyi (yani beni:))  kıskanan ve bunu belli etmekten çekinmeyen, bu uğurda her türlü zoru kullanabilceğini açıkça gösteren bir çocuk oldu. Ablasını ne zaman kucağıma alsam veya sarılsam adeta uçarak gelir, ite kaka kucağıma o küçük poposunu yerleştirirdi. Zafer kazanmış edayla oturup ablasına bakardı. Konuşmaya başlamasıyla birlikte buna son darbeyi vuran ” Anne benim!” cümlesini eklemekten çekinmedi. Oysa kızım öylemiydi! Annenin (gene ben oluyorum 🙂 her türlü ilgisine alışmış daha 3 yaşındaki bir çocuk, sonradan gelen ve adına kardeş denen bir yaramazla, tabiatına hiç de uymayan hırçınlıkla nasıl başa çıksın. Baktım, ne kadar dikkat etsem de, kıskanmasına ve üzülmesine engel olamıyorum, kıskandığı zaman bunu söylemesi için cesaretlendirdim. En azından içine atmasın dedim. Oysa bugün açıkça söylemek gerekirse, kıskançlık ve kavga olaylarında pek bir değişiklik olmadığı gibi büyüdükçe artıklarını görmüş bulunuyorum. Neyse ki ablada, duygularını açıkça ifade etme teşviki işe yaradı.

Acaba?

Kim bilir küçük dünyalarında çocuklar neler düşünüyorlar,neler kurguluyorlar?

Son olarak şunu söylemek istiyorum ki kardeş kıskançlığını önlemenin bir yolu yok. Yok efendim kardeşi doğacağı zaman, ona bir hediye alın, kardeşin sana getirmiş demeler, birine bir şey alırken öbürüne de alın demeler, işe yaramıyor. Kardeş kıskançlığı da insanoğlu var olduğundan beri süre gelen sevmek, üzülmek kadar doğal bir duygu bence. ” Efendim eskiden kardeşini kıskamak diye bir şey mi vardı. Kıyafetleri bile sırayla giyerdik! diyenlere ben inanmıyorum. Eminim kıskanıyordurlar da bunu ifade etmeyi biilmiyorlardır.

Hatırlayın, kardeşimizi destekleyen bir anne baba tavrı ile karşılaşınca: “Ben onların çocukları değilim, öleyim de görsünler,  diye kendi kendimize  hiç mi söylenmedik.:)

Şimdiki çocuklar kendini ifade etmek konusunda pek bi başarılılar. Yalnız biraz bencil, özgüvenini gereğinden fazla ortaya koyan, halden anlamayan çocuklar mı yetiştiriyoruz?  Biraz düşünmek lazım. Bu da başka bir yazının konusu.:)

Bunlar da ilginiz çekebilir:

Reklamlar

Bir Kardeş Kıskançlığı Hikayesi” üzerine 2 yorum

Bu yazıya yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s