Eğitimin Ölüm Vadisinden Nasıl Kurtulunur?

TED konuşmalarını özellikle eğitim ile ilgili olanları takip etmeye çalışıyorum. Daha önce Rita Pearson’un “Her Çocuk Bir Kahramanı Hak Eder” konuşmasını ve düşüncelerimi paylaşmıştım. Ken Robinson’un “Eğitimin Ölüm Vadisi’nden Nasıl Kurtulunur?” isimli konuşmasını da izlerken ” Hımm, ben de tam bunu diyorum işte… Ben de bunu istiyorum, demekten kendimi alamadım. Evet, eğitim ülkemizde kanayan bir yara. Elinizi nereye atsanız elinizde kalıyor. Bazı sınıflarda veliler niye akıllı tahta yok, diye veryansın ederken, diğer tarafta okula gidecek ayakkabısı olmayan çocuklarımız var. Ülkemizin gerçeği bu ve maalesef bu da kolay kolay değişmez. Peki ne yapmalı? Bence çocuğuna akıllı tahta isteyen anne de en az çocuğuna ayakkabı isteyen anne kadar haklı. Çünkü her iki anne de kendi koşullarında çocuğu için en iyisini istiyor. Evet okullar yaratıcılığı yok ediyor, merak duygusunu ateşlemiyor, teşvik etmiyor. Öğretmen çok önemli diyoruz. Öğretmenler, de kendince sebepler öne sürüyorlar. Yani anlayacağınız bunun sonu gelmiyor. Peki ne yapmalı? Suçlu aramaya devam mı, bir şeyleri değiştirmek için bir adım mı atmalı? Bu size kalmış! Bir şey unutulmamalı, eğitim ailede başlar!

Ken Robinson’un konuşmasından kendimce can alıcı bulduğum kısımları yazdım. Ben hepsini istiyorum derseniz, video yazının sonunda…

İnsan yaşammının bağlı olarak geliştiği üç temel ilke var. İlk ilke şudur: İnsanlar doğaları gereği birbirinden farklı ve değişiktir.

Hiç bir çocuk geride kalmasın yasası* uyarınca eğitim farklılıklara değil , benzerliklere dayanır. Okulların yapmaya teşvik edildiği şey, çok dar bir başarı yelpazesi içinde, çocukların neler yapabileceklerini bulmalarıdır. Hiçbir çocuk geride kalmasın yasasının etkilerinden biri de odak noktası STEM disiplinleri adı verilen derslerle daraltmasıdır. Bu dersler çok önemlidir. Fen Bilimleri ya da Matematik derslerine  karşı çıkmak için burada değilim. Bu dersler gereklidir ama yeterli değildir. Gerçek bir eğitim, sanata, beşeri ilimlere ve beden eğitimine eşit ağırlık vermelidir.  Şu anda Amerikada tahminlere göre % 10 yakın DEHB ( Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu) tanısı konmuş çocuk var. Ben bunun salgın olduğunu düşünüyorum. Çocukları saatlerce oturtup onlara düşük düzeyli masa başı işler yaptırtırsanız kıpırdanmaya başlamalarına şaşırmamak gerekir.

Çocuklar en çok çeşitli yetenekleri takdir eden geniş kapsamlı müfredatta başarılı olurlar. Yeteneklerinin sadece küçük bir bölümünü takdir eden müfredatla değil.

İnsan yaşamının gelişmesini sağlayan ikinci ilke ise meraktır.

Bir çocuğun merak kıvılcımını ateşleyebilirseniz, çoğunlukla başka bir yardım almadan öğrenebilirler.

Çocuklar doğal öğrencilerdir. Merak bir bakıma başarının motorudur. Dünyadaki hiç bir sistem ve okul öğretmenden daha iyi olamaz. Ama öğretmenlik yaratıcılık gerktiren bir meslektir. Öğretmenlik doğru olarak algılandığında, bir teslimat sistemi değildir. Sadece aldığınız bilgileri iletmek için orada değilsiniz. Harika öğretmenler bunu yapar. Ayrıca yol gösrerir, uyarır, tahrik eder ve ilgi uyandırır. Öğretmenin rolü öğrenme sürecini kolaylaştırmaktır. O kadar! Bence  asıl sorun baskın eğitim kültürünü öğretme ve öğrenme aşamsına değil ölçme aşamasına odaklanmasıdır.  Standart testler elbette önemli, ancak bunlar baskın eğitim kültürünü oluşturmamalı. Bunlar öğrenim sürecini desteklemeli. Sürece engel olmamalı. Bu şekilde, merak yerine boyun eğme kültürü oluşuyor. Çocuklarımız ve öğretmenlerimiz, hayal gücünün ve merak etmenin gücünü ateşlemek yerine rutin algortimaları takip etmeleri için  teşvik ediliyorlar.

Üçüncü ilke şu:

İnsan yaşamı doğası gereği yaratıcıdır. Bu nedenle hepimizin özgeçmişleri var. Yaşamlarımızı biz yaratıyoruz ve yaşam ilerledikçe tekrar yaratıyoruz. İnsan olmanın ortak değeri budur. Hepimiz yaşamlarımızı, durmak bilmeyen  alternatifleri ve olasılıkları hayal etme süreci ile oluşturuyoruz.

Eğitimin rollerinden biri de, yaratıcılık güçlerini uyandırmak ve geliştirmektir.

Neden Finlanadiya Eğitim Sistemi iyi?

1- Öğretme ve öğrenme sürecini bireyselleştiriyorlar.

2- Öğrenenin öğrenciler olduğunun ve sistemin onların ilgisini çekmek, merakını uyandırmak, bireyselliklerini kabul etmek  ve yaratıcılıkların ateşlemek olduğunun farkındalar. İşte öğrencilerin öğrenmelerini böyle sağlıyorlar.

3- Öğretmenlik mesleğine statü olarak çok önem veriyorlar. Öğretmenlik yapmaları için harika insanları seçmezler. Bu insanlara sürekli destek ve mesleki gelişim olanakları tanımazsanız eğitimi geliştiremeyeceğinin farkındalar. Mesleki gelişime yatırım yapmak bir gider değildir. Başarılı bir ülke bunu bilir zaten.

Ölüm Vadisi

Yaşadığım yerden çok uzak olmayan bir bölgede Ölüm Vadisi denilen bir yer var. Ölüm Vadisi de Amerika’daki en sıcak, en kuru yer ve orada hiç bir şey yetişmiyor. Çünkü yağmur yağmıyor. Adı bu yüzden Ölüm Vadisi. 2004 kışında Ölüm Vadisine yağmur yağdı. Çok kısa bir süre boyunca 18 cm yağmur yağdı. 2005 yılının baharında inanılmaz bir şey oldu. Ölüm Vadisnin zemini çiçeklerle kaplandı.  Bu da şunu kanıtladı: Ölüm vadisi ölü değil. Uyuyor. Yüzeyin hemen altında ortaya çıkmak için doğru  koşulları bekleyen tohumlar var ve organik sistemlerde doğru koşullar gerçekleşirse yaşam kaçınılmazdır. Bu sürekli olur.  Bir bölgeyi bir okulu, bir eğitim bölgesini ele alın. Koşullarını değiştirin.

İnsanlara farklı olasılık anlayışı, farklı beklentiler, daha geniş olanaklar verin, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki ilişkilere değer verin, insanlara yaptıkları işlerde ve yaşama can veren okullarda yaratıcı, yenilikçi olma olanağı tanıyın.

Büyük liderler bunu bilir.

Benjamin Franklin’in bir sözü vardır.

Dünyada üç çeşit insan vardır.

1- Harekete geçirilemeyen, anlamayan, anlamak istemeyen, başarmak için hiç bir şey yapmayacak insanlar.

2-Harekete geçirilebilir. Değişim ihtiyacını gören ve değişim için dinlemeye hazır insanlar.

3-Hareket eden, bir şeylerin gerçekleşmesini sağlayan insanlar. Daha fazla insanı teşvik edebilirsek hareket gerçekleşecektir ve hareket yeterince güçlü olursa bu kelimenin tam analmıyla devrim olur.

Bu yazıya yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s