Anneler ve Çocukları- İpek ve Bulut

Anneler ve Çocukları bölümünde bu hafta İpek Süer  ve oğlu Bulut var. İpek annefareyakaladim.com’un kurucusu ve editörü ve çok daha fazlası. Her şeyden önemlisi “O bir anne!”

İşte İpek ve Bulut…

Biraz damdan düşer gibi olacak ama seni daha yakından tanımadan önce hemen sorayım istedim. İpek Süer, Anne Fare Yakaladım, Çoluklu Çocuklu … hepsi sosyal medyada ve sensin. Hepsine yetişebiliyor musun?

Güzel soru, yetişebiliyor muyum emin değilim. Oğlum tüm vaktimi aldığından aslında hiçbir işe tam olarak yetişemiyorum ama bunu kesinlikle dert etmiyorum.

O her şeyden değerli!

IMG_0206

Şimdi de vazgeçilmez ilk soruya gelelim. 🙂 Kimdir İpek Süer?

73 İstanbul doğumluyum, liseyi bitirene kadar Bursa’daydım. Üniversiteyi Ankara’da okudum, Hacettepe Turizm. Uzun süre mesleğimi yaptım. Sürekli yurt dışı ile ilişki halinde olma mecburiyeti ile internetle tanışmam çok eskidir, ’95’lerde bir mailin 3-5 dakikada gönderildiği dönemden bahsediyorum. Turizmden bunaldığım bir dönemde kısa bir süre de olsa bir kaç anaokulunda çocuklara bilgisayar öğrettim; öğretmekten ziyade birlikte eğitici oyunlar oynamak denebilir. O dönemde çoğu evde bilgisayar ve internet henüz yoktu.Bloğumun temelleri o günlerde atıldı. Sonrasında değişik projelerde yer aldım, tur operatörlüğünün yanı sıra sıradışı organizasyonlar projelendirdim. 2010 yılından beri ise evdeyim, 3 yaşında bir oğlum var, ismi Bulut.

afy_yeniBlog_header_1130

Bloğunun ismi Anne Fare Yakaladım. Bence çok hoş ,dikkat çekici ve sanırım ince bir espirisi de var. Blog ve çocuklar için teknoloji konusunda yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Blogger.com açıldığı anda ben 2-3 adres almıştım. Çocuklarla birlikte bilgisayar oynadığım dönemde anne-babalardan çok sorular geliyordu. Sürekli aynı soruların geldiğini farkedip notlar almaya başlamıştım. Blogger’ın o dönem için bir web sayfası hazırlamaktansa, mail yazma kolaylığında sayfa paylaşımı yapabilmeye imkan tanıması, çok işime gelmişti. Adreslerden birini Anne Fare Yakaladım! olarak aldım ve yazdıklarımı paylaşmaya başladım. Buradaki fare, mouse’dan geliyor. Her ne kadar şu an çocuklar fareyle daha geç tanışsalar da, o zaman mouse’u kullanabiliyor olmak, büyük aşamaydı 🙂

Kadınlar anne olmadan önce annelik hayali kurarlar diye düşünüyorum. Sen kafandaki anneliği yapabiliyor musun?

Anneliği hamile kaldıktan sonra tanımaya başladım, öncesinde hiçbir hayalim yoktu. Çocuk büyütmede yapamayacağımı sandığım pek çok şeyi kolayca halledebildiğime şaşıyordum başlarda. Ama bazı konular da sürpriz çıkıyor, bir türlü baş edemediğim oluyor elbette. Başınıza gelmeden anlamayacağımız ‘yaş krizleri’ gibi konular 

Oğluna  “Annenin en sevmediğin yönü nedir?” desem… Ne derdi sence?

Uykuyla ilgili bir şeyler söylerdi. Her sabah aynı şeyi yaşıyoruz, “2 dakika daha gözlerimi kapatayım lütfeeen” diyorum ve onlarca soruyla karşılaşıyorum.

Bütün sıfatlardan, bütün rollerden arındırılmış İpek nasıl bir insandır? “Keşke… ama artık çok geç” dediği şeyleri var mı?

Sakin ve içe dönük bir kişiyim aslında. Evimde ve ailemle vakit geçirmeyi, doğayı ve hayvanları çok seven meraklı bir tipim; sürekli okuyan, sinema, dizi ve kitapları yakından takip eden.

IMG_1183

“Keşke Bulut daha erken gelseydi hayatımıza ve ona kardeş düşünseydim”

Tek kelimeyle cevaplar istesem senden…

Kardeş…

-Can

Hamilelik…

-40

Pazar kahvaltısı…

-Kızarmış ekmek

Hiç unutmadığın kitap…

-Ay Sarayı, Paul Auster

Bir fincan kahve…

-Günaydın!

İnternet…

-Erişim

Baba…

-Anne

-Hayat

Şimdi de İpek’in 3.5 yaşında Bulut isminde dünya tatlısı oğlunu tanıyalım.

IMG_1143Merhaba Bulut!!!

Nasılsın? Bu sabah nasıl uyandın?

Çok mutlu uyandım…

Bugün ne olsa sen, çok daha mutlu olursun?

Kar yağsın. Neden yılbaşı olmuyor? Yılbaşı olsun isterim.

😀 Temmuz ayında olduğumuzu hatırlarsak sanki biraz görünüyor Bulutçuğum!

Bilgisayarı seviyor musun?

Ipad seviyorum.

Neden?

Çünkü canım öyle istiyor.

🙂

Pekiii, şimdi anne/baban kadar büyük olsaydın ne iş  yapmak isterdin?

Hiç bişey.

Neden Bulut?

Çünkü ben büyümek istemiyorum, büyümiycem.

Çocuklar hep çabucak büyümek isterler ama seninki daha güzel. Hiç büyümemek.Yeni bir Peter Pan mı geliyor acaba? 🙂

Bulutçuğum, annenle keyifli saatler geçirdiğinize eminim ama hiç annene kızdığın oluyor mu? 

Kızıyorum. Kızıyorum, sinirleniyorum.

O zaman ne yapıyorsun?

Hiç bişi yapmıyorum. Bazen de yapıyorum, oturuyorum sadece.

imagebulut resim1Annen bize senin yapmış olduğun resimlerden göndermiş. Sen bu resimlerde neler anlattın?

  1. Tren yolu yaptık. Buzlar var, karlar var. Penguenin evi de burası. Karlar cam* oldu burda. (*cam=buz)

  2. Bu pembe Tikititok*. O arkadaşına koşuyor. Mavi tikititokun yanına gidiyor, çünkü o pembe, o bir kız. İkisi bahçede oynicaklar.

(*bir çizgi film; Tickety Tock)

Hepsi çok güzel olmuş Bulutçuğum! Ellerine sağlık!

İpek, seni ve oğlunu tanımak çok güzeldi. Benim için çok keyifli oldu. Bir gün görüşmek dileğiyle teşekkürler… 😀

Anneler ve Çocukları- Müge ve Gökçe ile Söyleşi

photoMüge Demirözü Öztürk nam-ı değer Philips Avent Annesi Müge kimdir, seni tanıyabilir miyiz?

Anadolu liseli, teknik üniversiteli, Ankaralı, İstanbul’a ve her Türk annesi gibi çocuğuna sevdalı. Çok okur, araştırır. Hayat biriktiricisidir, güzeli kendine saklamaz, paylaşır. Ukala olmadan paylaşabilmek için yazmayı konuşmaya açık ara sever.

Gezer.

Doğayı, baharda İstanbul sabahlarında olmayı, morun tüm renklerine batmış çiçekleri çok sever.

Amfi kızıdır. Doğarken kafasına aldığı astrolojik darbeden oğlaktır. Çatık durur, komiktir. HT Hayat’taki Pembe Bisiklet (link: http://www.hthayat.com/yazar/muge-demirozu)  köşesinin taze; Avent Blogu hamileveanne.com (link: http://www.hamileveanne.com)’un 4 yıllık yazarıdır.

  • Sosyal medyada rastladığım resimlerin sanki içinde yaramaz ve bir o kadar da zeki bir çocuk varmış gibi bir izlenim bırakıtı bende. Sahi nasıl bir çocuktun?

Ağırbaşlı doğanlardan. Seneler geçtikçe muzipleştim. Sorumluluk sahibi ve ödev seven bir yapıda olduğumdan otorite ile hiç sorunum olmadı, haylaz grubu yaşıtım da. Şimdi bazı haylazları çok seviyorum.

  • Kızını kendine benzetiyormusun ya da hangi huyları sana  benziyor?

Kızım iradeli. Kararlılık konusunda kendime benzetiyorum, şükür ki çocukken benim olduğumdan daha atak. Muzip doğanlardan o.

  • Takıntıların ya da daha kibar bir şekilde söylersek  prensiplerin, olmazsa olmazların 🙂 var mı?

Daha titiz bir anne olarak başlayıp, yolda ağırlık atmaya başladım. Benim çocuğum asla ruj sürmeyecek diyen annelerdendim ben de örneğin. Ancak baktım ki, kızımın o deneyimden aldığı fayda, rujun zararlı kimyasal etkisinden daha fazla, ipleri gevşettim. İlk 2 yıl TV izlemedik ama şimdi makul sınırlarla o da kabul. Şeker konusunda daha dirayetli olabilmek isterdim ama çevre baskısına yenildim. Özgüveni ve yaratıcılığı için ilk 3 seneyi bana zor olacak şekilde geçirdik ama şimdi boyaların, evdeki düzenin ve ritmin talebini yapıyorum ben de.

  • Bütün rollerinden sıyrılsan, yani anne , eş, evlat, kardeş, Müge Demirözü olmasan… Sadece Müge.. . Hayalleri, keşkeleri, umutları, pişmanlıklarıyla Mügeyi bize anlatır mısın?

Bunlar olmasam olduğum kişiden zevk almam sanırım. Şu an olmak istediğim kalabalıklayım ve bu bana mutluluk veriyor. Daha fazla kalabalığı istiyor ve sadece kendime karşı daha bağışlayıcı olabilmeyi diliyorum. Zihnen affettiğim pişmanlıklarımı, kalbimden de silebilmeyi diliyorum. Umudum kendime yarayan her şeyi paylaşabildiğim işimin ve ailemin büyümesi.

  • “Minik Balık Artık Küçük Kara Balık” yazını okuyunca “Ayy ne kadar aynu düşünüyoruz “ demekten kendimi alamadım. Hayır demek, hayır demenin riskini göze almak kolay bir şey değil. Özellikle kadınlar için. ( Bu benim naçizane tespitim) Sen küçük kara balık olabildin mi?

Uzun sürdü ama oldum. Neyi istediğimi ve neyi istemediğimi net olarak biliyor, bunu kibarca ancak kesin bir şekilde talep edebiliyorum artık. Bu yeti kadınların devreyi tamamlamasını sağlıyor ve onlara 10 panter gücünde bir annelik kuvveti veriyor sanırım.

Şimdi biraz Anne Müge’den bahsedelim mi?

  • Müge ile Anne Müge birbiriyle anlaşabiliyor mu?:) Tuhaf bir soru oldu belki ama sormak isteğim ikisi arasında bocaladığın oluyor mu?

Nadiren. Aslında anne olunca daha çok kendim olabildim sanırım. Her oğlak kadını sorumluluk duygusuyla biraz anne doğuyor sanırım. Zihnindeki ödev gerçeğin olunca da daha sevimli bir öze sahip oluyorsun aslında.

Aile büyükleri ve bakıcı desteği olmayan anne – eş- evden çalışan olarak zaman zaman ağır yükümlülüklerin nefes boruma çöktüğü, ‘dünya bir çekil git’ diye haykırmak istediğim, eklemlerimin bağlantı yerlerinin bedenimde olmadığına hükmettiğim zamanlar oluyor.

Sonra anneannemin çocuk büyütme koşullarını düşünüp son bir kuvvetle tekrar asılıyorum ve işler bir sonraki düğüme kadar yoluna giriyor.

  • Annelikle birlikte evhamlar artıyor deniyor. Sende böyle bir şey oldu mu? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun yani kadınların anne olunca aşırı titiz, endişeli bir yapıya bürünmesini?

Lohusalıktaki hormon depremi ile bunu normal karşılıyorum. Hatta bunun genişletilmiş sınırını emzirme dönemine bile çekebilirim. Ama uzun vadede bunun çocuğun gelişime ket vuran bir şey olduğunu düşünüyorum. Çocuk belki mikrop kapmıyor ama dünyanın aşırı tehlikeli bir yer olduğu virüsünü kapıyor.

Endişe benim de sahip olmaktan memnun olmadığım, cüzdandaki bozuk para gibi, değerinden fazla ağırlık yapan bir şey. Dünyaya bir kez daha gelirsem ikizler burcu gelmek istiyorum. Olmadı beni matrikse bağlayın lütfen, düzlesinler o lobu.

  • Biz anneler ne kadar yanlış olduğunu bilsek de gene de çocuklarımızla ilgili hayaller kurmadan edemiyoruz. Bu bence kendiliğinden oluşuyor. Hem insan hayallariyle yaşar değil  mi? J Senin kıznla ilgili hayallerin, umutların neler? Mesela kendi yapamadıklarını, kızının yapmasını istiyor musun, ya da bekliyormusun diyelim?

Evet bu oluyor ister istemez. Ödev/eğlence dengesini benim kurduğumun tersine, ötelenmemiş mutluluk lehine kurmasını diliyorum. Ben çalışırken mutluydum, ama o dünya değişti artık. Z kuşağı çocukları ancak yaratıcılıkla fark yaratabilecek. Bunu da ödevin verdiği esas duruşla yapabilmeleri kanımca mümkün değil.

Zaman zaman hayallere kapılıyoruz eşimle biz de. Gökçe’nin konser başlamadan Gürer Aykal’ın elini öptüğü baş-keman olduğunu ya da çelloyla evde Damdaki Kemancı’nın provalarını yaptığını filan hayal ediyoruz ekonomist anne- mühendis baba olarak. 🙂

Teşekkküler 🙂

photo (2)Şimdi söz sırası Gökçe’de

  • Merhaba Gökçecim. Bugün nasılsın? Mutlu ,üzgün, şaşkın, yorgun, heyecanlı… Neden? Bize anlatabilir misin?

Neşeli. İstanbul’daki dört duvar ev yerine, Ankara’da anneannemin bahçeli ve kedili evindeyim. Birazdan küçük işaret parmağımla kedim Şok’un kafasını sevip ona süt vericem.

  • Gökçecim eminim annenle vakit geçirmeyi seviyorsun ama her zaman birlikte olamıyor anneler ve çocuklar. Hangi zamanlar annenin yanında olmasını  çok istiyorsun? Sen isteyip annenin sebnin yanında olmadığı zamanlarda ne yapıyorsun? (Mesela ağlıyor musun, mutsuz mu oluyorsun, annenin geleceğinden emin olduğun için rahatlıyor musun, oyunla mu vakit geçiyorsun vb)

Uyurken, uyanınca, tuvalete giderken, ayakkabımı bağlarken, kitap okurken, TV’yi açıp kapatırken, yaptığım resmi gösterirken, 1000. kere değiştirdiğim elbiselerimden birini giyerken, evdeki oyuncak kümelerinin arasında ilerlemeye çalışırken, çok yemiyim diye üst raflara kalkan çikolataya ulaşmaya çalışırken istiyorum annemi.

Aslında oyuna gidiyorum, arkadaşlarımı da seviyorum ama biri olacaksa o annem olsun istiyorum. Çünkü tam da o yaştayım. Çünkü bakıcım yok, anneannem Ankara’da, babaannem Bodrum’da, babam da işte. Çünkü annem yoldaki detaya dikkatimi çeken, nesnelere isim veren , etrafımda olan biteni anlamamı ve sevmemi sağlayan sıcak şey. Hatta onun bir rengi bile var: Sarı. O varken dünya daha güvenli ve eğlenceli.

  • Oyun oynamak çok keyifli değil mi? Sen hangi oyunları seviyorsun? En çok kiminle oynamayı tercih ediyorsun?(anne, baba, arkadaş, dede, anneanne, babaanne vb.) Neden?

Oyun benim asıl işim. Şu ara benim de anne olduğum ve bakım verdiğim oyunları seviyorum, sonra küplerden hayvanat bahçesi yapıp hayvanlarımı konuşturmayı, oyun hamurumdan yemekler yapmayı, okuduğumuz Kırmızı Elma kitabını canlandırmayı. Annem aktivitecidir, evdeki ıvır-zıvırdan beni çok eğlendiren aktiviteler yapar. Ancak beni çok özlemiş geldiğinden akşam babam gelince oyun kurmak da çok keyifli oluyor.

  • Annenle iyi anlaşıyor musun? Annen en çok ne için sana kızıyor? (kızdığını varsayıyorumJ belki de hiç kızmıyorsundur o zaman sadece birinci soruyu sormak yeterli ama gene de cevabını merak ediyorum)

Anlaşıyorum annemle. Bana kızdığı zamanlar oluyor tabi. Araba koltuğumda oturmadığımda, evde toplanması gereken 6’dan fazla öbek yarattığımda kızıp söylenen bir Ursula’ya dönüyor annem (Denizkızı Ariel’in öyküsündeki Ahtapot Cadı). Ayrıca ben buz gibi yerlere bezelye parmaklarımla basmaya bayılıyorum ve annemin buna neden karşı olduğunu anlamıyorum.

photo (1)Peki sen hiç annene kızıyor musun? Niçin?

Evet bazen bana telefonundan Tayu (Caillou) açmıyor, ya da sonsuza kadar seyretmeme izin vermiyor. Dışarıya çırılçıplak ya da sadece balerinli/kedili donumla çıkmak istememe karışıyor. Yemek yemeden dondurma yememe izin vermiyor. Söyler misiniz kötü yağlı dondurma diye bir şey var mı gerçekten, pakete giren dodo’ları yiyemiyorum da! Sonra geceleri iki kitapta pes ediyor annem ve benim hemencecik (!) uyumamı bekliyor. Ayrıca babam da enginar sevmiyor ben de, bunu biri anneme söyleyebilir mi?

photo (3)Gökçecim annen bize senin yapmış olduğun çok güzel bir resmini göndermiş. Bize bu resmi biraz anlatabilir misin? Neler yaptın bu resimde?

En sevdiğim kitap Minik Balık, ondaki hayvanları yaptım bu resimde.

Teşekkürler….:)

Seni tanımak çok güzeldi Gökçecim. Umarım yüreğindeki güzelliği hibir zaman kaybetmezsin. Teşekkürler…

Müge’cim seni biraz olsun tanıtyabilmek büyük bir keyifti benim için. Sorularıma verdiğin içten cevapların için çok teşekkür ederim. Bir kahve eşiliğindeki sohbetlerde görüşebilmek dileğiyle sevgiler…

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Anneler ve Çocukları Söyleşileri

Anneler ve Çocukları-Çiğdem, Ege ve Tuğçe ile Söyleşi

imagesCA44BG7OAnneler ve Çocukları bölümüzün ilk konuğu Ankara’dan Çiğdem Hanım. Çiğdem Hanım uzun yıllar birçok firmada çalıştıktan sonra çocukları için çalışma hayatından ayrılıp evde ailesiyle ilgilenmeyi tercih etmiş içimizden bir anne. Şimdi kendisini daha yakından tanıyalım.

Çiğdem hanım, biliyorum, cevaplanması en zor sorulardan biri. En azından benim için öyle:) Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Kimdir  Çiğdem?

Çiğdem 37 yaşında 😉 Ankara doğumlu. Hacettepe niversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Muhasebe Bölümü’nden mezun. Evli, iki çocuklu. Her anne kadar çocuklarıyla eşiyle eviyle ilgilenen bir annedir 😉

İki tane evladınız var. Maaşallah.  Ev hanımı bir annesiniz. Nedir zorlukları? Keşke ev hanımı olmasaydım dediğiniz anlar oldu mu?

Sağolun. Aslında ben çocuklardan önce ve çocuklardan sonra diye ikiye ayırdım hayatımı ama sanılmasın ki çocuklardan sonraki kısmından şikayetçiyim. Asla. Onlarla daha bir güzel, özel ve yaşanılası oldu hayat 😉 ben zaten ticaret lisesi ve sonrasında meslek yüksekokulu çıkışlı olmam dolayısıyla da erken atıldım işhayatına. Birçok firmada birçok konumda çalıştım. En son oğlum 4-5 yaşlarındayken birkaç ay çalışıp o yoğun tempoya dayanamayıp full time anneliğe geçtim 😉 O sebepten keşke çalışsaydım diye bir kaygım olmadı. Olmuyor. Yaklaşık 5 yıldır da diplomalı evhanımıyım. Açıkçası iş hayatındaki zorlukları yaşayan arkadaşlarımı da gördüğüm için evhanımlığından memnunum 😉

Anne olmadan önce anne olmak ile hayalleriniz var mıydı? Ben böyle olmayacağım ya  da ben şunları yapacağım dediğiniz şeyler? Bunları gerçekleştirdiniz mi?

 Anne olmadan önce de çocukları çok severdim. Hemen kaynaşır kendimi sevdirirdim. Ya anne olamazsam diye çok üzülüp ağladığımı hatırlıyorum küçükken. Çocukluk işte 😉 ben hep çevremdeki annelerde gördüğüm hataları çocuklarıma yapmayacağım derdim. Bu yüzden de hep okudum, araştırdım, gezdim, öğrenmeye çalıştım. Gördümki annelik ve çocuk yetiştirmek içine girdikçe büyüyen sonsuz bir deniz. O yapmayacağım dediğim hataların da çoğunu yapmışımdır. Şimdi hatırlamıyorum bile ;))

Çocuklar üzerine hayal kurulmaz denir ama eminim ki  her annenin çocuklarıyla ilgili hayalleri vardır? Sizin çocuklarınız için dilekleriniz, umutlarınız,  hayalleriniz nelerdir?

Evet sadece denir 😉 Her anne gibi çocuklarımın iyi yetişmesini, hayattan iyi şeyler öğrenmelerini ve öğrendiklerini ilerde uygulayabilmelerini, bunları  görebilmeyi isterim. Herzaman dileğim; Allah kıymetlerini bilen iyi insanlarla karşılaştırsın, biz yanlarında yokken bile etraflarında hep koruyanları kollayanları olsun.

Son zamanların oldukça rağbet gören kavramıdır  “ Çocuklarla  kaliteli  vakit geçirmek”  Siz bu konuda kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben bu konuda kendimi genel anlamda çok tembel buluyorum işin açığı. Malum biz evhanımları; temizlik,yemek, çamaşır, ütü, alışveriş derken akşam nasıl oluyor anlayamıyoruz çoğu zaman maalesef. Bu yoğunlukta da çocuklara pek zaman ayıramıyorum ya da ayırdığım zaman bana az geliyor. Ama ben bu eksiğimi çocuklarıma yaşıtlarıyla oyun grubu kurarak, arkadaş çevresi edinmesini sağlayarak, gidebilecekleri her ortama sokarak kapatmaya çalışıyorum kendimce 😉 Gezegen, gezgenç hatun diyorlar çevremden ama bu çabamı takdir de ederler.

Son olarak miniklerveanneleri.com ile nasıl tanıştınız?

Miniklerveanneleri.com ile 3 yıldır üye olduğum nurturia.com.tr aracılığı ile tanıştım. Birkaç aydır da takip ediyordum denk geldikçe. Hatta ayyyy ne güzel şeyler yapmışlar, ne de güzel uğraşmışlar, süper bir aktivite olmuş gibi sözlerle okumuşumdur yazılarınızı hep ;)) Gerçekten emeğinizi takdir ediyorum.

Benim için annelerin  görüşü çok önemli. Bu bağlamda, keşke bunlar da miniklerveanneleri.com’da  olsun dediğiniz şeyler var mı?

Benim için hiç keşke şu da olsaydı dediğim bir şey olmadı sitenizde emin olun ;)) Bol bol yazmaya, aktivitelere devam.

Çiğdem hanım ile annelik konusnda sohbet ettik. Şimdi söz sırası Ege( 9,5 yaş) ve Tuğçe’de( 4 yaş). Ege ve Tuğçe ile anne-baba ile ilişkilerine ve bize göndermiş oldukları resimleri üzerine kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Eminim annenizle babanızla vakit geçirmeyi seviyorsunuz. En çok ne yaparken mutlu oluyorsunuz?

Ege: Her ikisiyle de sarılmak ve gezmek 😉

Tuğçe: Annem ve babamla en çok oyun oynarken mutlu oluyorum ama ayrı ayrı oynamaktan.

Keşke annemle ve babamla yapabilseydim dediğiniz şeyler var mı?

Ege: Yok

Tuğçe: Ben onlarla sürekli oyun oynamak istiyorum ama onlar oynamıyor.

Annenizle hangi konularda anlaşamıyorsunuz?

Ege: Dağınıklık ve ödevlerim konusunda anlaşamıyoruz.

Tuğçe: Ben sürekli gezmek istiyorum dışarıda. Evde de sürekli eğlenmek. Ama annemle bu konuda hiç anlaşamıyoruz.

Anneniz bize çok güzel resimleriniz gönderdi. Onların bir hikayeleri var mı? Neler anlattınız bu resimlerde?

2012-12-14 22.09.18

Ege: denizde hepmutlu balıklar yüzsün…

2013-02-17 20.14.40

Tuğçe: Çok sevdiğim arkadaşımın gözü. Bana bakıyor…

IMG_20130508_111825

Tuğçe: Annemin çerçeveli resmi buuuu…..

IMG_20130326_104817

Tuğçe: Yan bakan adam arkadaşına komiklik yapıyor. Sonra şimşek çaıkyor, yağmur yağıyor.

 

Abimiz pek konuşkan değil, yazma yeteneği vardır ama 😉 diyor Ege’nin annesi.

Bir gün  bize bir yazını göndermen dileğiyle Ege’cim teşekkürler. Tuğçecim sana kocaman teşekkürler.

Çiğdem hanım, sizi tanımak ve  bu söyleşiyi gerçekleştirmek büyük keyifti. Teşekkürler…

Siz de “Anneler ve Çocukları” bölümünde paylaşımda bulunmak istereseniz miniklerveanneleri@gmail adresine maillerinizi bekliyorum.