Mini Mini Bir “BEN” Kitabı

Kızım, “Mektup Arkadaşlığı”  hakkındaki fikirlerimi paylaştığımdan beri heyecanla kendi tanıtım yazısını hazırlamaya çalışıyor. Baktım evde birkaç müsvedde var. Bir şeyler yazmaya çalışmış ama bir türlü bitirememiş. Zaten birlikte hazırlarız demiştim. Hatta “sen yazmaya başlayınca blogda artık senin yazılarını da paylaşırız” dedim. Sevincinden ne yapacağını şaşırdı. Evet, ” Çocukların Kaleminden” sayfasında çocukların yazılarına, yapmış oldukları faaliyetlere yer vereceğim. Kısacası onların yaratıcı eserleri bu sayfada yer alacak. Amaç, ağaç yaşken eğilir misali, çcukların fikirlerini özgürce söyleyebilmeleri, toplumda ben de varım diyebilmeleri, değerli olduklarını hissetmeleri.

Çalışmaya başladığımdan beri hafta içi çocuklarla geçirdiğimiz vakit çok azaldı. Bir günde yaptığımız aktiviteler 2-3 güne sarkmaya başladı. Mesela kızım kendi  yazısını hazırlamaya o kadar hevesli olmasına rağmen araya giren başka şeyler ve yorgunluk gibi sebeplerle  bir türlü  hazırlayamadık. Sanırım artık, bugüne kadar birlikte yaptığımız şeyleri tek başına yapması gerekecek. Havalar da güzel olunca saatlerce dışarıda oynamak onu daha çok mutlu ediyor. Çocuk demek oyun demek. Biz ona okudukça okumaktan daha çok zevk alacaksın derdik de pek hoşuna gitmezdi, okumayı henüz hece hece yaptığı dönemlerde. “Her gün 3-4 sayfa oku”,  ısrarımız karşısında  sıkıldığının farkındaydım. Şimdi hiç bir şey demesem bile her gün okuyor ve en önemlisi bunu kendi isteğiyle ve severek yapıyor. Demek ki biraz ısrar, biraz istikrar iyidir. Şimdi sıra yazmaya teşvikte.

Benim de interaktif anne olma zamanım gelmiş gibi görünüyor. Madem ki akşama kadar çocuklarla olamıyorum, birlikte yapacağımız şeyleri onlar için eğlenceli hale getirerek kendilerinin yapması için destek olmalıyım diye düşündüm. Bu nedenle ona bol resimli, kendisini anlatabileceği mini bir kitap hazırladım. Yazmaya ilk adım. 🙂

Siz de bu mini kitabı çocuğunuzla doldurarak bize (miniklerveanneleri@gmail.com) gönderebilir ve çocuğunuzun ilk yazısını paylaşabilirsiniz.

imagesCA39XRX7L

Mektup Arkadaşım Olur musun?

81fo3.gif“Hey gidi günler! Eskiden böyle miydi cancazığım!” deyip başlamak geliyor içimden bu yazıya. Tıpkı “Kar Tanesi ” yazımda söz ettiğim gibi okuduğum köy okulunda bir hatıra geldi aklıma. O zamanlar mektup diye bir şey vardı.:)  Süslü kağıtlara yazarsın, olmadı silersin, özene bezene süslersin. Göndersirsin, cevabın gelişini belki aylarca beklersin gene de ümidini kesmezsin. Hatırladınız değil mi? O zamanlar, posta kutuları şimdiki gibi okunmamış iletilerle dolmaz, her mektup defalarca okunurdu. Zaten gelen mektup sayısı da “ayda yılda bir” denir ya aynen öyleydi. Bu mektup hadisesinin yok olacağı ta benim zamanımdan da bellliydi. Eskiden bir mektup yazma adabı var iken, kelimeler bir ahenge göre sıralanırken, artık güzel yazılardan, güzel ifadelerden uzaklaşılmıştı. En nihayetinde bugünlere geldik ve yok oldu. Varsa bile gönderdiğin mektubun  iki şehir arasındaki yolculuğunun üç haftayı bulması “Hangi çağda yaşıyoruz!” dedirtiyor insana.:)

İşte o benim ilkokul zamanlarımda, çocukların okuma-yazma becerilerini geliştirmek, farklı şehirlerde, farklı kültürlerde yetişen çocukların birbirilerini tanımalarını sağlamak amacıyla olsa gerek çalışma başlatılmış ve ve çocuklar için mektup arkadaşlığı kampanyası düzenlenmişti. Bana da, benimle aynı isimde, çok da uzak olmayan bir köyden bir arkadaş seçmişti öğretmenim. Bir süre mektuplaştığımızı, ailelerimizi tanıttığımızı hatırlıyorum. Nasıl bitti?… Takdir edersiniz ki bir hayli zaman oldu:) Şimdi düşününce göç nedeniyle doğal akışında yok olduğunu varsayıyorum sadece. Zaman geçtikçe ingilizce ağırlıklı eğitim veren liselerin açılmasıyla da bu mektup arkadaşlığı sınırları aşıp çocukların dil gelişimine yardım etmeye çalıştıysa da bugün görülen o ki pek başarılı olamadı. Artık çocuklar mektup yazmak yerine arkadaşları ile 140 karakter ile konuşup, buluşmalarını Facebook üzerinden ayarlayıp, nerede olduklarını, ne yaptıklarını ilgilenen ilgilenmeyen herkese duyurabiliyorlar. Yanlış anlaşılmasın. Bu durumdan öyle şikayetçi değilim. Her şey yerinde ve amacına uygun olarak kullanıldığında güzel ve yararlıdır. Yoksa bu blogda ne işim var benim.:)

Kızım, yavaş yavaş okumaya başladığında ona benim denetimimde olan ama onun adına olmasıyla kendini mutlu hissetmesi amacıyla bir e-posta adresi almıştım. Bir müddet, anneannesi  ile, o zamanlar uzakta olduğu için, yazışmışlardı. Resimler ekliyor, kelimeleri rengarenk yapıp gönderiyordu. Anneannesi de ona cevap verince yazdıklarını okumaya çalışıyordu. Şimdi anneanne yanıbaşında olunca bu çalışma da süreç içinde kayboldu.

Ne dersiniz? Sizin de çocuklarınız yeni okumaya, yazmaya başlamışsa veya çoktan okuyup yazabiliyorsa bu mektup arkadaşlığı olayını çağımıza uydurarak tekrar canlandıralım mı?

Benim düşüncem,  çocuklar kendi kelimeleriyle,  kendilerini tanıtan yazılarının fotoğraflarını miniklerveanneleri@gmail.com adresine göndersinler. Ben de bu yazıların resimlerini “Çocukların Kaleminden”  bölümde yayınlayayım. Çocuklar kendi arkadaşlarını kendileri seçsin. Mail adresleri bende olacak. İsteyen benden talep edecek. Tabi bunların hepsi anne ve babalarının denetiminde olmalı. Mektup arkadaşı olacak çocukların yaşlarının birbirine yakın olması ve mümkünse farklı şehirlerden olması benim tercih sebebim olurdu. Çocuklar biribirine anlatacak daha çok şey bulup, yeni şeyler öğrenebilsinler diye…

Ne dersiniz?:)