Drama ve Çocuk

Oyun oynamak çocuklar için hayatın ta kendisi. sabahtan akşama kadar, yorgunluktan bayılıncaya kadar oynasalar bile hala yeterince oynamadıklarını düşünüyorlar. Anne-babalar, öğretmenler, artık eğlenerek, deneyimleyerek öğrenmenin öneminin farkındalar. Zaten hızla çoğalan yaratıcı drama atölyeleri de bunu gösteriyor. Arz – talep meselesi.

Kızımı da Yapı Kredi Kültür merkezindeki Yaratıcı Drama ile Okuma Atölyesi’ne götürmeye çalışıyorum.  Zaten, atölyeyi çok sevdiğini söylüyordu , bunu gözlemleme fırsatım oldu.  Hikayeyi dinliyorlar, oynuyorlar, düşlüyorlar, fikirlerini söylüyorlar. 

Drama, çocukların, özgüvenlerini geliştirdiği gibi, eleştirel düşünme , problem çözme, empati kurabilme, bağımsız düşünebilme gibi özelliklerini de geliştirir. Çocukların çevresel farkındalığı artar, işbirliği yapma becerisi gelişir, sosyalleşir. Dramanın yararları saymakla bitmez, diyor, Psk. Tuğba Demiröz ”Psikodrama ve Yaratıcı Dramanın Yararları Nelerdir?’, adlı makalesinde.

Oğlumla nasıl daha kaliteli vakit geçirelim, oynarken öğrenelim diye düşünürken, kızım 3 yaşındayken başladığımız dergilere bir göz atalım dedim. Hareketliliği, zıpırlığı nedeniyle pek ümidim olmasa da denemekten bir şey kaybetmez insan. Annesi olarak oğlumun performansına ben bile şaşırdım. O kadar ilgi gösterdi ki sabahın köründe, elinde dergi ile gelip ”Annee, deeess (ders) çalııışş'(çalışalım), diyor.  Hikayeleri okurken, timsah ne hissetmiş, kaplan, neden üzülmüş gibi sorular karşısında verdiği  cevaplar, yaptığı mimikler benim için süperdi. Hala yerinden durmayan yapısının olması, her cevap sonrası, bir tur koşup gelmesi, sıkıldığımda bir marsupilamiye dönüşüp yerleri koklaması ya da küçük bir aslan olup  üstüme atlaması beni fazlasıyla yorsa da o başarıları karşısında çok mutlu. Aferin diye alkışladığımızda ”Başaaadııımm” demesi eminim, zaten yeterince var olan özgüvenini pekiştiriyor. Bu arada iki çocuk olunca ikisi ile aynı anda ilgilenmek çok zor. Neyse kızım anlayışlı ve cevaplara müdahale etmiyor. Ben de başka nasıl olabilirdi, nereye gitmiş olabilir gibi yeni fikirler üretebilmesi için sorular sorup onu etkinliğe dahil etmeye çalışıyorum.

Son olarak diyeceğim şu çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun, eğitim için erken veya geç değil. Her yaşta öğrenilecek şeyler var. İçine oyunu da katarsanız, kaliteli vakit geçirip, geleceğe güzel anılar bırakmış olursunuz. 

Bunlar da ilginizi çekebilir:

İkiden Sonra Dörtten Önce

Blog yazmaya geç karar verdim. daha Doğrusu ne yazacağıma karar vermek bayağı bir zamanını aldı. Tipik kadın kararsızlığı işte! 🙂 Oysa yazma serüvenim lise yıllarında başlamıştı. Malum yatılı okul …Vukuatı, eğlencesi, sıkıntısı boldu. Sonra Milliyet blog… Ama bir türlü ilerlemedi. 

Anne olunca herkesin hayatında bir şeyler değişir ya benimki temelli değişti. İşten ayrıl ,şehir değiştir, ailenden uzaklaş. Hepsi tek noktada, çocuğumda toplandı. Kızıma, ilk kelimelerini öğretirken, ilk çizgilerini karalarken, gülerken , oynarken  anneliği öğrendim. Neler yapmadık ki… Fotoğraflarımızı süsledik, buzdolabı süsleri, kağıt faaliyetleri yaptık, boyadık, sayıları öğrendik, harfleri tanıdık … derken bugünlere geldik. Bizim blog maceramız başlayalı  kısa bir zaman oldu. Yaptığımız bazı faaliyetler blogta yer almıyor. Şimdi bu eksik iki yılı, oğlumla tekrar yazacağız. Yani 2 yaş ile 4 yaş arasındaki iki yıllık  çok önemli bir dönemi baş rolde oğlum olmak üzere tekrar yazılıyor.  Bu yaşlardaki çocuk sahibi annelere yardımcı olması dileğiyle İKİDEN SONRA DÖRTTEN ÖNCE sayfası yayında…