Nehir’in Adımları Buluşmasına Sen de Katıl!

Koş, yürü ya da alkışla!

KAÇUV’la “Nehir’in Adımları” buluşmasına sen de katıl, sen de umuda destek ol!

19 aylıkken yakalandığı kanserle mücadelesinde umuda tutunan Nehir’in ardından, ailesi tarafından kurulan “Nehir’in Çocukça Yaşam Gönüllüleri”nin (ÇOYAG) ve “Kanserli Çocuklara Umut Vakfı”’nın  (KAÇUV) işbirliğiyle düzenlenen “4. Nehir’in Adımları” aile koşusu, 13 Eylül Pazar günü saat 10.00’da gerçekleştirilecek.

İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde yapılacak “Nehir’in Adımları” aile koşusu,  çocukluk çağı kanserlerine dikkat çekmeyi ve KAÇUV’a destek sağlayarak, kanserle mücadele eden çocuklara ve ailelerine “umut” aşılamayı hedefliyor.

Üniversite öğrencilerinin 10 TL, yetişkinlerin 50 TL,  çocukların 20 TL, ailelerin ise 85 TL ödeyerek katılabileceği organizasyonun geliri KAÇUV’a bağışlanacak.  KAÇUV bu gelirle,  Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Pediatrik Hematoloji ve Onkoloji servisinde bulunan oyun odasını tefriş edecek.

İTÜ Ayazağa Kampüsü’ndeki 3,5 kilometrelik parkurda buluşan katılımcılar koşarak, yürüyerek ya da yalnızca alkışlayarak bir yandan umuda destek olurken, bir yandan da Nehir’in anısını selamlayacak. “Umut”a destek vermek isteyenlerin http://www.coyag.org/form.html adresindeki kayıt formunu doldurması yeterli olacak.

unnamed

Soma’ya El Ver!

Soma’da yaşanan maden kazası sonrasında “Soma’ya El Ver Kampanyası”nı başlatan Türk Eğitim Derneği, Soma’da dünden bugüne gelinen noktayı ve yapılan çalışmaları 11 Mayıs 2015 tarihinde Soma’da Anne Olmak panelinde Soma anneleri ve uzmanlarla birlikte masaya yatırdı.

Gazeteci İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde düzenlenen panelde Somalı anneler Hidayet Tokgöz ve Leyla Cambal’ın yanı sıra sanatçı Filiz Akın ve Hacettepe Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhunde Öktem yer aldı.

13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da yaşanan maden kazası sonrasında, 14 Mayıs 2014 tarihinde Soma’ya El Ver Kampanyası’nı başlatan Türk Eğitim Derneği 23-24 Mayıs 2014 tarihlerinde 10 kişilik bir ekiple saha çalışmalarını başlattı. Kampanyanın amacı; Soma’da yaşanan maden faciasında babalarını kaybeden ve  eğitim-öğretimini sürdürmekte olan çocuklara eğitim bursu, psiko-sosyal destek ve eğitim materyali desteği sağlamaktı.

Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu panelin açılış konuşmasında şunları söyledi: “Türk Eğitim Derneği olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız protokol çerçevesinde sadece 186 çocuğumuzun eğitim giderleri için hesaplara para yatırmakla kalmıyoruz. Uzman ekiplerimiz belli periyotlarla Soma’ya gidiyorlar. İki çocuğumuzu kendi okullarımıza aldık ömür boyu okutacağız. Diğer çocuklarımızdan biri özel ilgisi doğrultusunda bu sene aşçılık okuluna, diğeri uzay kampına gidecek. Onlara yaşamlarında umut vermeye çalışacağız. Çünkü aynı bizim evlatlarımız gibi onlar da bize emanetler. Bu nedenle Türk Eğitim Derneği olarak diyoruz ki biz hala onlarlayız, ya siz?”

Somada_Anne_Olmak_Panel_5

Filiz Akın panelde Soma’da tanık olduğu yürek burkan öyküleri aktarmasının ardından şunları söyledi: “Soma’da cok acıklı hikayeler var. Yaklaşık on bin kişinin etkilendiği tahmin ediliyor. Çok büyük acılar yaşandı, halkımız bunu derinden hissetti, gözyaşı döktü. Oradaki anaların bir kısmı evlatlarını, daha genç anneler kocalarını kaybetti. Biz onların acılarını alamayız ama yardımda ve katkıda bulunabiliriz. Bu nedenle Türk Eğitim Derneği olarak bu paramparça hayatlara dokunmak istedik. Ben TED’in burslu bir öğrencisiyim. TED olmasa benim hayatım da farklı olabilirdi. Türk Eğitim Derneği bana güçlü olmayı korkmamayı taviz vermeden hayata devam etmeyi öğretti. Geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz Enes de büyüyüp okula gidebilseydi bizim meşalemiz olacaktı. Ben de bir meşaleyim. Arzumuz Soma’daki çocukların hayatlarına dokunmak, ailelerine verdiğimiz destekle okuyup başarılı olmaları. Dileriz ki bu meşale hem onları hem ülkemizi aydınlatsın.”

Somada_Anne_Olmak_Panel_4

Somalı anneler Hidayet Tokgöz ve Leyla Cambal, Soma’da anne olmanın hem anne hem baba olmak demek olduğunu vurgulayarak eşlerinin çocuklarını okutabilmek için madende çalıştığını söyledi. Soma faciasının unutulmaması ve çocuklarına sahip çıkılması isteklerini dile getirdiler. Özel işletme ve kamuda sorumluluk sahibi olanların cezasını çekmesi gerektiğini bir kez daha vurguladılar. Adaletin yerini bulmasını istediklerini şu sözlerle dile getirdiler: “Soma’da anneler dayanması çok zor acılar yaşıyorlar. Bir yandan eşlerinin, yoklukları bir yandan yetişmesi gereken evlatlar. Bizler isteriz ki çocuklarımıza olduğu kadar annelerimize de eğitim seminerleri verilsin desteklensin. Kaygı içinde olmasınlar. Soma’daki eşler ve anneler psikolojik ve toplumsal baskı altındalar. Üzerlerine renkli bir bluz bile giyemiyorlar. Türk toplumunda yalnız yaşayan, eşini kaybeden bir kadının yaşaması çok zor. Çocuklar resimlerinde mutlaka kömür, siyah, sürekli koyu renkler kullanıyorlar. Bunun için Soma’ya el verin.”

Somada_Anne_Olmak_Panel_1

Hacettepe Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhunde Öktem “Soma’da mutlaka sağlıklı özdeşim nesneleriyle çocukları donatması gerekir, burslu abilerin ablaların çocukların elini tutması, onlara el verilmesi bu açıdan da onlar için önemlidir. Halen oynayan yedi televizyon dizisinde tecavüz sonrası olan aşklar sevgiler söz konusu. Onlara sağlıklı özdeşim nesneleri koyamazsak, bu kahramanlarla özdeşim kuracaklar. Bu çok hırpalayıcı bir tablo ortaya koyacaktır. İnsanları farklı kılan yere düşmeleri değil yerden nasıl kalktıklarıdır. Bu noktada toplumumuza büyük rol düşmektedir” dedi.

İçerde Çocuk Var!

İçerdeki Çocuklara” Anaokulu

Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak zorunda kalan 0-6 yaş arası cezaevi çocuklarının oyun ve eğitim imkanlarının iyileştirilmesi için “İçerde çocuk var” adıyla bir sosyal proje başlatıldı.

Projeyle Türkiye genelindeki 7  kadın ceza infaz kurumundaki anaokullarının iyileştirilmesi amaçlanıyor. Projenin ilk adımı Adalet Bakanlığı’nın izni ve işbirliğiyle İstanbul Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’1493188_369582296544156_5358598465746189375_nnda atıldı.

Çeşitli meslek gruplarından 24 duyarlı vatandaşın gönüllü olarak  yola çıkıp, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı ile bir araya gelerek başlattığı İçerde Çocuk Var adlı projenin amacı,  cezaevlerinde, annelerinin hem yatağını hem de  kaderini paylaşan miniklerin hayatına dokunarak geleceklerine katkıda bulunmak. Proje,cezaevi çocuklarına öğrenebilecekleri, eğlenebilecekleri eksiksiz bir anaokulu ortamı oluşturmak, yeşil alanlar yaratarak doğayla tanışmalarını sağlamak, gelişimlerine uygun yemek hazırlanabilecek mutfak inşa etmek ve dış mekan oyun alanı kurarak cezaevi içinde özgür bir yaşam alanı yaratmayı hedefliyor.

İstanbul Bakırköy Cezaevi’nde başlayacak proje kapsamında, mahkum annelerinin kaderini yaşamak zorunda kalan cezaevlerinin masum çocukları için kaynak bulmak amacıyla çeşitli etkinlikler ve kampanyalar yapılacak. Ayrıca, İstanbul Valiliği’nin izniyle alınan 4528’e gönderilecek SMS’ler ve banka hesap numarasına yapılacak bağışlarla kampanyaya gelir sağlanacak. Böylece, mevcut anaokullarının  iyileştirilmesi ve anaokulu bulunmayan kadın cezaevlerinde de yeni ana okullarının yapılmasında kullanılacak. Hedeflenen anaokullarının çocuklara kazandırılmasından sonra ise proje,  cezaevi çocuklarının dışarıdaki yaşıtları ile eşdeğer eğitim şansına sahip olmalarını sağlamak ve cezaevi yaşam koşullarının iyileştirilmesi için devam edecek.

 İlk adım İstanbul’ da

Türkiye’deki 7 tane kadın ceza infaz kurumunda yaklaşık 5 bin kadın mahkum var. Bunlardan 370 Kadın mahkum, 0-6 yaş arası çocuklarını kendi yatağında yatırarak cezaevinde büyütüyor. Örneğin, İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi’nde mahkum anneleriyle cezaevinde yaşayan 0-6 yaş arası 53 çocuk var. Bakırköy Cezaevi’ndeki çocukların bir kreşi var ancak bu kreşin de iyileştirilmesi, eğitici oyuncak ve kitaplarla yeniden elden geçirilmesi gerekiyor. Projenin ilk adımı da Adalet Bakanlığı’nın izni ve işbirliğiyle Bakırköy Cezaevi’nde atılacak.

cezaevinde-annesiyle-kalan-0-6-yas-cocuklara-icerde-cocuk-var-projesi

Oyuncak ve oyun arkadaşları yok

Cezaevinde doğan ya da annelerinin kucağında parmaklıklar arkasına gelen, cezaevlerinin masum çocukları, hayatlarının en önemli evrelerini yaşıtlarının sahip olduğu birçok şeyden yoksun, olumsuz koşullarda geçiriyor. Oyun oynama ve eğitim almaları gereken zamanlarını annelerinin koğuşunda, çeşitli suçlardan mahkum, yetişkin kadın koğuş arkadaşlarıyla geçiren çocukların, bu süreçte yaşadıkları deneyim, hayatlarının sonraki dönemlerini özellikle ergenlik ve gençlik yıllarını ne yazık ki derinden etkiliyor. Koğuşlar kalabalık olmasın diye her koğuşa sadece bir çocuğun konulduğu cezaevi çocuklarının oyuncak ve kendi yaşıtı oyun arkadaşları yok.

“İçerde Çocuk Var” projesi ilk adım İstanbul’da Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’nda atıldı. Tüm mimari ve inşaat hazırlıkları tamamlanan anaokulunun çok yakın bir zamanda tamamlanması hedefleniyor. Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu tamamlandıktan sonra Türkiye’de bulunan diğer Kadın cezaevlerine de anaokulu kazandırılacak. Böylece proje ile cezaevi çocukları,  kreş, oyuncak ve oyun arkadaşlarına kavuşacaklar.

Proje ile ilgili detaylı bilgiye www.icerdecocukvar.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Bağış için ;

COCUK yazıp 4528’ e SMS gönderilebilir.

Banka bağışı için; Vakıfbank Kadıköy Şubesi, Şube kodu 012 Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TL)

TR 94 0001 5001 5800 7303 0490 01

 

Ayakkabı Kardeşliği Projesi ile Hem Ayaklar Hem de Yürekler Isındı!

TakaTuka.com ve TOÇEV’in, ihtiyaç sahibi çocuklarla kardeşlik bağı kurmak ve ayakkabı tasarrufuna dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği “Ayakkabı Kardeşliği Projesi” ile yüzlerce ayakkabı, Ordu ve Kars’taki çocuklarla buluştu.

unnamed (1)Online ayakkabı sektörünün lider markaları arasında yer alan TakaTuka.com ile geçtiğimiz yıl 20. Yılını kutlayan Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) tarafından, Mayıs 2014‘de başlatılan “Ayakkabı Kardeşliği Projesi” çerçevesinde, yüzlerce hediye edilebilir durumda ayakkabı toplandı. TakaTuka.com tarafından, bağışçılardan ücretsiz olarak toplanan ayakkabılar, Ordu Çatalpınar ilçesindeki Gündoğdu Köyü İlkokulu ile Kars Sarıkamış Hamamlı İlkokulu’nda eğitim gören ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtıldı. Sömestr tatili sonrasında hediyelerini alan çocuklar, yeni ayakkabıların heyecanını yaşadı.

Özellikle 0 – 12 yaş arası ihtiyaç sahibi çocuklarla bir kardeşlik bağı kurmayı amaçlayan Ayakkabı Kardeşliği Projesi, TakaTuka.com müşterileri tarafından büyük ilgi gördü. Proje kapsamında giyilebilir durumda olan toplam 382 çift ayakkabı toplandı. Projenin yoğun ilgi gördüğünü ve sürdürülebilirliğini sağlamak istediklerini belirten TakaTuka.com Kurucu Ortağı Sevda Oğuz, “TOÇEV’in desteğiyle hayata geçirdiğimiz projemiz ile ihtiyaç sahibi çocuklara ulaşmayı ve TakaTuka.com’dan ayakkabı alışverişi yapan müşterilerimize zahmetsiz şekilde bağış yapma olanağı sağlamayı hedeflemiştik. TOÇEV ile birlikte önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi amaçladığımız projemize, tüm Türkiye’nin katılımını bekliyoruz.” dedi.

unnamed (2)

TakaTuka.com tarafından, Nisan ayında yazlık ayakkabı bağışlarının tekrar kabul edilmesi hedeflenen projede, toplanacak ayakkabılar yine TOÇEV’in belirleyeceği farklı şehirlerdeki ihtiyaç sahibi çocuklarla buluşturulacak.

 Proje ile ilgili duyurulara ulaşmak için Toçev ve TakaTuka.com’un sosyal medya hesaplarını takip edebilir. Bağış yapmak isteyenler ise info@takatuka.com adresine mail atabilirler.

 

Kaybedilen Bir Fidan İçin Bir Orman!

Bu kez üzücü bir yazı ile karşınızdayım. Olay ne kadar acıysa, gençliğinin baharında hayatını kaybetmiş arkadaşları için el ele veren gençlerin Facebook’ta başlatmış oldukları kampanya da bir o kadar kıymetli.

Geçtiğimiz haftalarda Hollanda’nın Eindhoven şehrindeki evinde çıkan yangın sonucu oluşan dumandan zehirlenerek hayatını kaybeden doktora öğrencisi Hasan Özhan Coşkun’un anısı, hatıra ormanıyla yaşatılacak.

2010 ODTÜ Makine Mühendisliği mezunu Coşkun, 2012 yılında Boğaziçi Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştı. Doktora programında eğitimine devam ettiği Eindhoven’da, 27 Şubat gecesi trajik bir kaza sonucu hayatını kaybetti.

Ailesi ve yakın arkadaşları “Canımız bu kadar yanarken onun adını yaşatabileceğimiz en güzel hatıranın bir orman olabileceğinin hayalini kurduk. Hasan Özhan Çoşkun Hatıra Ormanı, kaybettiğimiz bir fidan için bir orman kurma hayalinin ürünü” sözleriyle anlamlı kampanyayı duyurdular. İşte arkadaşlarının sözleri:

Canımız bu kadar yanarken onun adını yaşatabileceğimiz en güzel hatıranın bir orman olabileceğinin hayalini kurduk. Bunun için TEMA ile görüştük ve eğer 2,000 fidana, yani 12,000 TL bağışa ulaşabilirsek fidanlarımızın hatıra ormanı olarak isimlendirileceğini öğrendik.

“Hasan Özhan Çoşkun Hatıra Ormanı” kaybettiğimiz bir fidan için bir orman kurma hayalinin ürünü.

Bu hayalimize katkıda bulunmak isterseniz aşağıdaki hesap bilgilerine en az 6 TL olmak üzere bağışta bulunabilirsiniz.

ALICI: TEMA Vakfı

TL IBAN: TR33 0006 4000 0011 0351 3170 22

EURO IBAN: TR70 0006 4000 0021 0351 0098 31

Hasan Özhan için facebook sayfasını için tıklayın.

Sosyal Sorumluluk/ Trafik Dedektifleri Projesi

Trafik Dedektifleri Projesinin Amacı

Dünyada her yıl trafik kazaları sonucunda yaklaşık 1,3 milyon kişi hayatını kaybetmekte, 50 milyondan fazla kişi de yaralanmaktadır. Karayollarında saatte 150 kişi yaşamını yitirmektedir. Dünya genelinde sosyo-ekonomik maliyeti 518 milyar dolar olan trafik kazaları, ülkelerin gayrisafi milli hasılalarının yaklaşık %1-2’sini alıp götürmektedir. Bu tablodan en çok gelişmekte olan ülkeler etkilenmektedir. Gelişmekte olan ülkeler bir yandan ekonomik olarak güçlenmeye çalışırken, diğer taraftan bu ülkelerin kalkınmaya ayıracakları kısıtlı bütçelerinin önemli bir bölümünü, hızla yükselen ulaşım hareketliliğine bağlı olarak artan trafik kazaları kayıpları alıp götürmektedir.

Türkiye, bu mağduriyeti en üst düzeyde yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizde her yıl kaza yerinde yaklaşık 4 bin kişi hayatını kaybetmekte, 250 binden fazla kişi ise yaralanmaktadır. Son 30 yılda trafik kazalarında yaklaşık 160 bin kişi kaza yerinde yaşamını yitirmiştir.

Trafik kazalarının maliyetinin yıllık yaklaşık 22 milyar TL olduğu ülkemizde, nüfus ve araç sayısı paralelinde artan ulaşım yoğunluğuna bağlı olarak da kaza riski her geçen gün daha da artmaktadır.

Trafik güvenliğinin sağlanmasında kamu kurumlarınca yürütülen faaliyetlerin etkinliğinin artırılması için sivil katılım hayati öneme sahiptir. Trafik kazasında yakınlarını kaybedenler, yaralanarak sakat kalanlar ve bunların yakınları olarak ifade edilen kaza mağdurlarının yanı sıra ulaşım sektöründe faaliyet gösteren firmalar, kuruluşlar, dernekler, medya ve toplumun diğer kesimlerinin trafik güvenliğine yönelik politikaların belirlenmesine katılımı ve uygulanması sürecindeki destekleri, ülkemizin kanayan yarası olan trafik kazalarının ve kayıplarının önlenmesine katkı sağlayacaktır.

 

Trafik Dedektifleri Projesinin Hedefleri

  • Ülkemiz trafiğinin bir an önce huzurlu, tehlikesiz, yaşamların gereksiz yere kaybedilmediği çağdaş bir düzeye gelmesi.
  • Trafiği paylaşan tüm bireylerin, gerekli bilgileri tam ve doğru öğrenerek sağduyu, saygı, hoşgörü ve gerektiğinde beceri ile uygulanabilmeleri.
  • Trafik Dedektifleri Projesi (Çocuklar İçin Trafik Eğitimi) ile 3 yıl içerisinde, 3-17 yaş arası 1.500.000 çocuğa ulaşarak aşağıda belirtilen 9 ana konuda bilinçlenmelerini sağlamak ve bu sayede trafik kazalarının engellenmesine yardımcı olmak hedeflenmektedir.

    • Trafik işaret ve levhaları
    • Emniyet kemeri ve çocuk koruma sistemleri
    • Yaya geçidi, üst ve alt geçit kullanımı
    • Güvenli bisiklet kullanımı
    • Yaya güvenliği
    • Görünürlük
    • Araçta güvenli yolculuk
    • Karşıdan karşıya geçme
    • Güvenli oyun alanları

    Bunlar dışında proje kapsamında;

    • Trafik güvenliğinde toplumsal duyarlılığın artırılması,
    • Trafik denetimlerinin gerekliliği konusunda kamuoyu algısının güçlendirilmesi,
    • Trafik kuralları konusunda toplumda farkındalık oluşturulması yoluyla trafik kurallarına uyumda mevcut algıda değişikliğin sağlanması,
    • Trafiği güvenli, ulaşımı konforlu bir ülke haline gelinmesi hedeflenmektedir.

Trafik Dedektifleri ile ilgili eğitim dokümanının tamamı için tıklayın.

Başvuru için tıklayın.

 

Sosyal Sorumluluk / “Her Oyuncak Bir Gülücük”

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği ve KalpAnkara Gençlik Merkezi Ankara Oyuncak Kütüphanesi tarafından başlatılan “Her Oyuncak Bir Gülücük” projesi, sokaktaki insanı koruyucu aile bakım modeli hakkında bilinçlendirecek!

 

her_oyuncak_bir_gulucuk_projesiHayat Sende Gençlik Akademisi Derneği ve KalpAnkara Gençlik Merkezi Oyuncak Kütüphanesi, Ankara’da kapsayıcı bir sosyal kampanya projesini hayata geçiriyor. 1 Şubat’ta başlayan ve koruyucu aile bakım modeli hakkında halkı bilinçlendirmeyi hedefleyen “Her Oyuncak Bir Gülücük” projesi, 1 Haziran 2014 tarihine kadar devam edecek.

Bu proje sayesinde aile yanındaki bakım modellerinden biri olan “koruyucu aile bakım modeli” halka daha ayrıntılı anlatılabilecek. Gelişmiş ülkelerde, devlet korumasında kalan çocuk ve gençlerin ortalama yüzde 85’i koruyucu ailede iken, ülkemizde bu oran yalnızca yüzde 25’ler civarında. “Her Oyuncak Bir Gülücük” projesiyle, devlet korumasında kalan çocuk ve gençlerin koruyucu ailede yetişmelerinin sağlanması ve koruyucu aile bakım modeline ilişkin ülke çapında farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda bu projeyi sokağa indirerek halkın konu hakkında bilinçlendirilmesi sağlanacak.

Projenin bir diğer hedefi ise oyuncağa erişimi kısıtlı olan çocukların oyuncaklarla buluşturulması. Ülkemizde oyuncak için yapılan harcamanın düşük olması, çocukların hayal dünyalarının gelişememesine neden oluyor. Projeyle bu soruna da dikkat çekilerek, kapsayıcı bir sosyal kampanya hedefleniyor.

Proje kapsamında, Denizli Koruyucu Aile Derneği Başkanı Ayfer Doğan, 22-23 Şubat tarihlerinde gönüllülere ve dernek üyelerine koruyucu ailelikle ilgili bir eğitim verdi. Ayfer Doğan projeyle ilgili “Koruyucu ailelik modelinin üç ayağı bulunmaktadır: Farkındalık oluşturma, eğitim ve denetim. Bu projenin, ilk ve en önemli ayak olan farkındalık oluşturma kısmına önemli hizmetleri olacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

her_oyuncak_bir_gulucuk

“Her Oyuncak Bir Gülücük” projesi hakkında

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği ve KalpAnkara Gençlik Merkezi Oyuncak Kütüphanesi, tarafından hayata geçirilen “Her Oyuncak Bir Gülücük” projesi, koruyucu aile bakım modelinin halka ayrıntılı bir biçimde anlatılmasını amaçlayan bir girişimdir. 1 Şubat 2014-1 Haziran 2014 tarihleri arasında yürütülecek olan “Her Oyuncak Bir Gülücük” projesi, oyuncağa erişimi kısıtlı çocukları oyuncaklarla buluşturmayı hedeflemektedir.

http://www.hayatsende.org/kategori/46/her-oyuncak-bir-gulucuk

Üstün Yetenekli Çocukların Aile Platformu- Her çocuk farklıdır, özeldir !

Okuyacağınız yazı bir ortak yayındır. Ancak bu bildiriye geçmeden önce, bir hikayeyi paylaşmak istedim. Belki de on kere giriş yazıp sildim.   Bir türlü ifade edemedim, daha pazartesi, kızımın öğretmeni ile görüşme sonrası yaşadığım hayal kırıklığını, iç sıkıntısını. Ne kötü bir şey bir insanın, bir annenin ümidinin kalmayışı.  Fazla söze gerek hikaye hem çok şeyi anlatıyor hem de anlattıkları devede kulak misali. Hikayeden sonra iki annenin seslenişini okuyacaksınız.

imagesCAR506USBir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelerek okul açmaya karar verirler. Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılanbalığı yönetim kurulunu oluştururlar. Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istemektedir. Kuş, uçmanın dahil olmasını; balık, yüzmenin dahil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir…
Bütün bunları bir araya getirip, bir müfredat programı yaptılar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.
Tavşan, koşu dersinde A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve artık eskisi gibi koşamadı. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaca tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu. Kuş, uçmada çok başarılıydı, ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o kadar başarılı değildi. Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra, toprak kazma notu hâlâ F olmasına rağmen, uçma notu C’ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmakta çok zorlanıyordu.
Sonuçta, sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekâlı yılan balığı oldu. Ancak eğitimciler çok mutluydu çünkü herkes bütün dersleri görüyordu. Ve buna “geniş tabanlı eğitim sistemi” dediler.

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN AİLE PLATFORMU (ÜYÇAP)

Ülkemizde üstün yetenekli çocuk olmak şans mı, şanssızlık mı ve biz kimiz?

Biz üstün yetenekli çocuk annesi olan 2 anneyiz. Üstün yetenekli çocuk yetiştirmenin keyifli anlarının yanında hiç de azımsanmayacak zorluklarını yaşayan kişiler olarak diğer annelere yardım etmek, bilgi paylaşımında bulunmak, sorunlarımıza çözüm bulmak amacı ile bir aile platformu oluşturmaya karar verdik.

Peki neden?

Nüfusumuzun %2′si “üstün yetenekli” kişilerden oluşuyor fakat buna karşı ülkemizde üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine yönelik çok az şey yapılıyor.Farklı” olan bu çocuklar doğru anlaşılmadığı ve doğru yönlendirilmediği takdirde çoğu zaman tembel, anormal, yaramaz, dikkatsiz veya yeteneksiz damgası yiyerek eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalabiliyor. MEB yeni düzenlemeler ile üstün yetenekli çocuklara destek eğitimi yapacağını belirtse bile, destek eğitim odalarında ve okulların mevcut kadrolarında sıkıştırılmış eğitimler yeterli olmuyor. Buna ilave olarak da resmi kurumlardan gerekli desteği bulamayan veliler çoğu zaman başvurdukları özel kurumlardan da maddi ve manevi zarara uğrayabiliyorlar. Bunu bizzat deneyimlediğimiz gibi birçok velinin de aynı durumda olduğunu üzülerek görüyoruz. Bazı velilerin memnun kaldığı üstün yetenekli çocuklara hitaben yapılan atölye çalışmaları ise genellikle çocuklar için yeterli olmamaktadır. Üstün yetenekli çocuklar için gerekli olan müzik, sanat ve spor alanlarında ise eğitim yok denecek kadar azdır. Facebook grubumuzda üyelerimiz sık sık çocuklarının eğitimlerinde yaşadığı sıkıntıları paylaşmaktadır. Aşağıda bununla ilgili 2 örnek mevcuttur.

Bir grup üyemiz çocuğu ile ilgili şu durumu paylaşmıştır:

Bizim için ödev tam bir kabus. Bugünümüzden örnek vereyim. Sabah elinde “100 adımda bilim” kitabıyla kahvaltıya oturdu. Kahvaltı sonrasında “zihni sinir projeler” kitabını büyük bir keyifle inceledi. Bir proje de kendisi çizdi. Basket kursuna gitti. Geldiğinde çok yorgun olduğunu ödev yapamayacağını söyledi, ancak bu esnada “icatlar” kitabını okudu. Elinde bir kağıt kalem fizik kimya birleşiminden iki proje daha çizdi. Ödevini hatırlattıkça başka başka kitaplar okudu. Sonrasında ikna oldu tek işlem yapmadan matematiği kafasında çözerek sonuçlarını yazdı. İşlem yap oğlum dediğimde tepki gösterdi. Okuldaki mutlu bir anınızı yazın ödevine yok yazdı. Enerji tasarrufuna ilgili ödeve kimyasal formüller kullanarak şekiller çizdi su olmazsa karbondioksit olur kuraklık olur anlamına gelen bir proje çizdi vb… En büyük problemimiz yazı yazmak. Okula düz yazı yazmayı bilerek gitti. El yazısına öğretmeni tarafından zorlandı, tepki gösterdi. Öğrendi ama yazı yazmayı bıraktı. Ödevleri gereksiz tekrarlar olarak görüyor ve sınıfta da yazı yazmayı reddediyor. 10 kıta İstiklal Marşı ezberle ödevini çok sevdi ezbere biliyordum dedi. Tüm kıtaların anlamlarını araştırdı özenle, bir çıktı alıp çantasına yerleştirdi. Osmanlı devletini kimler yönetiyordu sorusuna padişah vezir ve sultanlar yanıtını verdi. Sultanlar kelimesini bir türlü kaldırtamadım, o zaman kadın ya da hatunlar diyebiliriz dedi. Bugün ödev okuması gereken “boz sıpa” kitabını okumayı red etti. Yatarken rahatsız oldu birlikte tiyatrolandırarak okuyalım dedi. Bütün kitabı bana okuttu. Ödevlerinin bitmesinin rahatlığı ile uyudu.

Diğer bir grup üyemiz anaokulunda yaşadığı şu durumu paylaşmıştır:

Oğlum 2 yaşında kendince resim yapmaya başladı. Ancak renkleri öğrenmek konusunda inatçıydı. Sürekli siyah boya kullanıyordu. Renkli yapmasını istediğimde kabul etmiyor bildiğini okuyordu. 3,5 yaşında yuvaya gönderdim. 3 gün sonra eve geldiğinde yuvaya gitmek istemediğini, yuvada kurallar olduğunu, onun özgürlük istedigini söyledi. Özellikle resimlerinde renk kullanması için baskı yapıldığını fakat bunu istemediğini belirtti. Ben de öğretmenleriyle konuştum, oğlumun sürekli siyah tercih ettiği için (giysileri için de geçerliydi) depresif olmasından endişe ettiklerini söylediler. Ama hayır, oğlum mutlu bir çocuktu. Ben renk konusunda ısrar edilmemesini istedim. Zor da olsa format dışı uygulamayı kabullendiler. Gerçi fark etmeyecekti, oğlum kararları konusunda dirençlidir daima. Sonuç olarak siyah boyayla yapılan çiziktirmeler yavaş yavaş muhteşem kara kalem tablolara dönüştü. Halen renk kullanma konusunda hevessiz olsa da özellikle Van Gogh tablolarını taklit etmekten keyif alıyor.

Bu iki örnekte de velilerimiz çocukları için uygun yolları kendileri bulmuşlardır. Bazı çocuklarımızın aileleri ise uygun yolları bulamamakta, sonuç olarak okulda uyumsuzluk yaşayan çocuğun tasdiknamesi verilerek okuldan uzaklaştırılmaktadır. Ne kadar acıdır ki geleceğimiz için bu kadar önemli olan potansiyeller anlaşılamadıkları için harcanmaktadır. Aile ve çocuk hak ettiği eğitimi alamadığı gibi çoğu zaman okul idaresi tarafından kötü davranışa maruz kalmaktadır.

Hedefimiz

Üstün yetenekli çocukların ailelerini bu konuda bilinçlendirmek. Bu şekilde ailelerin eğitim süreçlerine daha etkin katılımını sağlamak, donanımlı , yetkin anne-babalar olabilmelerine imkan vermek. Bununla birlikte verimli, sağlıklı, mutlu ve kendini gerçekleştirebilmiş çocuklar yetiştirmek.

Çocuğumuza zeka testi yaptırdık ve üstün yetenekli çıktı, şimdi ne olacak?

İşin bundan sonrası gerçekten zor, çünkü bu konuda velilerin kafası oldukça karışık. Biz de tam bu alanda ailelere uzmanlarımızla ve deneyimlerimizle yardımcı olmak istiyoruz.

Neler yapacağız?

Şubat ayında ilk veli toplantımızı gerçekleştireceğiz (*). Uzman sunumunun ardından veli sıkıntıları, eğitim süreçlerinde yaşanan zorluklar vb. aklınıza gelebilecek her türlü konuda veli paylaşımları olacaktır. Velilerimizin sorduğu sorular uzman tarafından cevaplanacak ve deneyimler paylaşılacaktır. Toplantılarımız tüm anne-babalara açık ve ücretsiz olacak, isteyen herkes katılabilecektir. Çocuğuna test yaptırmış olan anne babaların yanında bu konuya ilgi duyan, çocuğuna test yaptırıp yaptırmamak konusunda kararsız olan veya sadece destek vermek isteyen diğer anne babaları da toplantımıza bekliyoruz.

Thomas JEFFERSON’un dediği gibi “en büyük eşitsizlik , eşit olmayanlara eşitmiş gibi davranmaktır”.

Üstün yetenekli çocukların topluma faydalı insanlar olabilmeleri için bilinçlenmiş ebeveynlere ve üstün yetenekli çocuklara uygulanan özel eğitime ihtiyaç vardır. Bu aynı zamanda anayasal bir haktır. Bu oluşumda bize destek olmak isteyenleri mutlaka facebook grubumuza üye olmaya davet ediyoruz. Yaşamı farklılıkları ile kabul eden herkesin desteğini bekliyoruz, sevgilerimizle…

Facebook: https://www.facebook.com/groups/potansiyellicocuklarinyakinlari/
Twitter adresi: ÜYÇ AİLE PLATFORMU @UYCAP
Email: flzgnsr@gmail.com

(*) Eğitim yeri, saati daha sonra duyurulacaktır.

Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı

kapakÇocuk istismarı her ülkede önlemler alınmasını gerektiren bir sorun olarak karşımızda. Bu konuda çalışan uzmanlar fiziksel istismarın çok daha yoğun olduğunu, çocuklarımızın yarısının fiziksel istismar yaşayarak büyüdüğünü, istismarın yanısıra çok yaygın  bir ihmal konusunun olduğunu vurgulamaktalar. Her 3 kız çocuktan 1’inin cinsel istismara uğradığı ve bu verilere çocuk gelinlerin dahil edilmediği bir ülkemiz var. (http://www.radikal.com.tr/turkiye/turkiyede_her_bes_cocuktan_biri_cinsel_istismara_ugruyor-1161744).)

Buna karşılık Türkiye’de çocuk istismarının önlenmesine ilişkin sesler her geçen gün biraz daha artıyor. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil; yurtdışında da bu konuda farkındalığın artmasına yönelik çalışan pek çok organizasyon var. Bundan bir süre önce yurtdışında yaşayan iki Türk anne, çocuklarının devam ettiği devlet okulunun yönlendirmesi ile,  çocuklarının ve kendilerinin çocuk istismarını önleme konusunda bilgilendirilmesini içeren bir programa dahil oldular. Bu programın (www.thechildcenter.org) çok yararlı olduğunu düşündükleri için bu süreci detaylı olarak bloglarına (www.onlineanne.com) taşıdılar. Ailelerin ve çocukların istismar konusunda bilmesi gerekenler konusunda çok aydınlatıcı buldukları bu programın gelir seviyesinden bağımsız Türkiye’deki her çocuğun da hakkı olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye’de böyle bir programın, en azından bahsedilen çocuk aktivitelerinin yararlı olacağını düşünen öğretmenlerden, annelerden, hatta kurumlardan kaynaklara ulaşmak isteyen mailer aldılar. Bahsettikleri programdaki tüm bilgiler İngilizce ve Almanca olduğu için de bu bilgileri ellerinden geldiği kadar Türkçe bir içerik altında toplamaya çalıştılar. Böylece çocuklar ve ebeveynler için çocuk istismarı hakkında çocuklarımıza öğretmemiz gerekenleri içeren Türkçe bilgilendirici aktivite kitabını herkesin kullanımına açtılar.

Bu kitapçığın amacı, Türkiye’de büyük eksikliği bulunan bir alanda, bütçesi olan, geniş kapsamlı, devlet destekli, kurumsal bir proje ile somut adımlar atılana kadar, ebeveynlerin kendi çocukları için kullanabilecekleri bilgilendirici bir Türkçe konuşma malzemesi yaratmak. Kullandıkları referanslar kitapçığın en arkasında yer almakta. Bu kitapçığı buradan (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/ola-ile-onbes-dakika-cocuk-istismari-guvenlik-aktiviteleri/) indirebilirsiniz.”Bu kitap nereden çıktı” konulu yazıların linklerini de aşağıda bulabilirsiniz.

kotusirlarBu iki anne ulaşabildikleri herkesten “Bu kitapçığı beğenirseniz yayın”, “Beğenmezseniz bize neden beğenmediğinizi bildirin” ricasında bulunuyorlar. Ayrıca benzer bir projeyi daha küçük bir yaş grubu için uygulamaya koyan Kırmızı Biber Derneği’ni de (http://www.kirmizibiberdernegi.org/ketenhelvaprojesi.htm) destekleme çağrısı yapmaktalar.

Bu kitapçığı  çocuğunuzun algısına, yaşına, ihtiyaçlarına uygun olarak, zamanı geldiğini düşündüğünüzde, ister tek tek sayfalar halinde; isterseniz bir seferde bir 15 dakikanızı ayırarak kullanabilirsiniz. Bu konuyu sadece cinsel taciz boyutunda değil, çocukların kendi haklarını ve hakları ellerinden alınırsa yapabileceklerini öğrenmesi olarak düşünmek mümkün. Ve bunu aileler de, öğretmenler de çocuklara öğretebilir. Elde olan bu kaynağı  kendi filtrelerinden geçirerek çocuklarının gelişim düzeyine ve ihtiyacına göre kullanmak ailelerin insiyatifine kalmış. Ulaşabildiğiniz aileleri de bu kaynaktan haberdar etme kararı da sizlere…

Yararlı görürseniz paylaşmanız, ama yararlı görmezseniz de “beğenmedik çünkü…” diye bir ses vermeniz dileğiyle…

Bu konudaki yazılar:

Çocuk İstismarı Konusunda Çocuklara Öğretilmesi Gerekenler (http://www.onlineanne.com/2012/11/18/cocuk-istismari-konusunda-cocuklara-ogretilmesi-gerekenler/)

Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Yapabileceklerimiz (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/cocuk-istismarini-onleme-konusunda-yapabileceklerimiz/)

OLA ile Onbeş Dakika: Çocuk İstismarı Güvenlik Aktiviteleri  (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/ola-ile-onbes-dakika-cocuk-istismari-guvenlik-aktiviteleri/)

Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı hakkında sık sorulan sorular (http://www.onlineanne.com/2013/12/12/cocuk-guvenligi-aktivite-kitabi-hakkinda-sik-sorulan-sorular/)

 

Haydi Gülümse!

haydi_gulumse1

Özürlüler Vakfı’nın 2009 yılında başlattığı Haydi Gülümse projesi, 0-15 yaş arasındaki çocukları sağlığına kavuşturmaya devam ediyor. Haydi Gülümse projesi, verilen destekler ve bağışlar sayesinde bugüne kadar yaklaşık 400 çocuğun ameliyatlarını ve ameliyat sonrası oluşan bakım masraflarını karşılayarak onların gülümsemelerini sağladı.

Haydi Gülümse projesi bu ameliyatların yanı sıra hukuki, mimari ve eğitim bilgileri içeren bilgilendirme toplantıları düzenleyerek toplumu, özürlülük (vücut fonksiyon kaybı, yeti yitimi) sorunu ve çözümleri karşısında bilinçlendirmeye  devam ediyor.

haydi_gulumse2

Türkiye’de yapılan birçok sosyal sorumluluk projesine ilham kaynağı olan bu projenin asıl amacı ise tüm bu faaliyetler gerçekleşirken, ülke yöneticilerine ve topluma çağrıda bulunarak, özürlü bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunlar, fırsat eşitliği konuları hakkında kamuoyunda farkındalık yaratabilmektir. Bilinçli bir toplum sayesinde, ülke nüfusunun yaklaşık %15’ini oluşturan özürlü bireylerin hayatlarında pozitif ve köklü bir değişim yapılabilmesine imkan sağlamaktır. Tüm engellere karşı toplum olarak mücadele edilmesi ve gerek ulusal gerekse yerel dinamikleri etkileyerek, toplum gücü ile engelleri ortadan kaldırma çalışmaları düzenlemektir.

Başta Haydi Gülümse projesi kapsamında yapılan ameliyatlara ve Özürlüler Vakfı’nın yapmış olduğu tüm bu çalışmalara, faturalı hatlardan “DESTEK” yazıp 5787’ye göndererek 5 TL katkıda bulunabilirsiniz.

Projeye bağış yapmak, ameliyat kaydı oluşturmak ve daha detaylı bilgi almak için www.haydigulumse.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

/OzurlulerVakfi                 /OzurlulerVakfi